Head-interpreter of disinformation documents . Spa mullah has obtained from the Palaverel Universe, and the publisher of these documents in various media. . Contempoorary arts galaxy featuring the Middle Peastern creators living both in the region & Diaspora .

palavrel evren

SPA MULLAH : PALAVREL EVRENDE KADERE GELMEYELiM 28.05.2010

hoştgörü ve diyalog   28.05.2010 TOLERANCE IMPERiALiSM

Memleketimizin hoştgörü ve diyalog ortamında, bu defa da bir madende, bir kaza daha oluyor. En yetkili ağız “Bu olayın fıtratında kaderinde bu var” buyuruyor. Üstelik “Bu işin kaderidir diyorum. Bunu sağa sola çekmeye de kimsenin ne fikri ne düşünce derinliği yetmez. Niye yetmez? Senin kadere imanın yoksa ben seninle tartışacak değilim” diye de ekliyor. İyiye gidişteki halı altına süpürülemeyecek aksaklıklara karşı ağzını açan, iktidarın iman aktarmalı ferman füzesinden, fezaya varmadan indiriliveriyor.

Yetkili ağız, hepimizin adına iyilik düşünüyor, kaderimizde neyin olduğunu o söyleyebiliyor. O bilicilerden olduğu için bir nevi üstün insan zaten, biz fanilerin de onun karşısında el pençe divan durması bekleniyor. Zaten, ferman çıkmış, memleket, önlenemez bir şekilde, küresel ölçekte iyiye gidiyor. Peki, bodoslama iyimserlik ile öngörülebilir bir kadere razı gelmek, nasıl, al takke ver külah, beraber gidiyor? Bu üstün insanlar bize nasıl bir iksir dağıtıyor?


Bu güzel hoştgörü ve diyalog ortamında ferman kıymetini unutuverene, beşinci boyuttan kadrolu ak sakallı dedeler musallat oluyor,  Ak sakallı dede, yüksek yaşam kalitesine erişemeyene, bir adet Mevlana kapsülü veriyor. Bu yaşam kalitesine ulaşmak için sabırla bekleyebilene de global Lost kilisesi takdim ediyor. Sır kapıları açılıyor, ortamlara nur doluyor, ölenler-kalanlar mutlu mesut sırıtıyor. “Yeter ki sen iste” bu hayatta, olmadı gelecek hayatta, belki de geçmiş hayatta… “Aşk” herkesi kurtarıyor. Yazarını daha bir kurtarıyor.

Bu palavrel hikayeler, kapıdan atsanız, kara duman olup bacadan giriyor. Girdiği tek baca bu memlekette değil zaten. Bugün iyimserlik denen şey, eski değirmene, bir tas okunmuş su taşıyor. İyi düşünüyoruz, iyi oluyor, bir de üstüne ruh eşiniz kapıdan giriyor; elektrik alıyorsunuz, her şey iyiye gidiyor; iyiye gitmiyorsa, “ne yapalım, kader” deniyor, “vardır bunun da bir hikmeti” her coğrafyada. Bu hikmet kimin cebini dolduruyor? Kim, hikmet sahibidir diye, kimin iktidarına razı geliyor?
Doğuştan iyi ruhlar, doğuştan pozitif işleyen beyinler ise, arkadan bir de bilimsel ispat ile iteklenince, her şerde bir hayır görüyor. Bıkmadan usanmadan, trafo misali, iyi elektrik yayıyor. Muntazaman aura temizliği yaptırıp, sırıtkan maskelerinin günlük antidepresan cilasını aksatmıyor. Devlet ve mafya desteği ile kozmik muska alana yanında aura temizliği bedava .
Doğuştan defolu, az iyimser, düşük ruhlara, pozitif düşünme, kaptan olup gemisini bulanık sularda yüzdürme becerisi, en kısa sürede kazandırılıyor. Beyne format atılıp, yeni program satılıyor. Kitabı var, kaseti var, semineri var, doğal taşları, şifalı suları, yanında birbirinden fena renkleri var… Dışı ayrı biyometrik güzel, içi ayrı ruhani güzellerin fason imalatı, itinayla yapılıyor.


Taze liberalizmin demir leydisinin 1980’lerde dediği, tam da bu zamanda kulaklardan gitmiyor: “Toplum diye bir şey yoktur. Sadece bireyler vardır.” Bu bireyler, o günden bu güne, gücüne, kuvvetine, özgüvenine, hayatını iyileştirme becerisine, pozitif düşünme gazı ile kavuşuveriyor. Birey ne kadar tüketiyorsa, zaten o kadarlık bir insan; fakat o yiyimser insan daha fazlasını, hep en fazlasını, en iyisini hak ediyor. Zaten anlatılana göre, bu bireyler, eyleme geçmeden, düşünce gücüyle ve bir başına da dünyayı değiştirme becerisine sahip. Bu yolda öğrendiği kuralları uygulayıp, zorluklarla mücadeleden geri kalmıyor ama bunları yaparken de, uğradığı haksızlığa itiraz edip ‘negatif veren’ insanlara kulağını tıkaması, neşeli haberler ve keyifli hadiseler dışında, hayatta olan biten birçok şeyi, vazife icabı görmezden gelmesi gerekiyor.

“Büyük düşünen” şirket de, çalışanlarının motivasyonuyla, zaten en fazlasını kazanabiliyor. Pozitif düşünce, yiyimser bakış başarının garantisi , “başarısızsan da, bu yeterince istemediğindendir” deniyor. Hatta, “büyük düşünen” birey, “büyük düşünen” şirket, yoluna çıkanı asmanın, kesmenin, çiğneyip geçmenin, en doğal hakkı olduğunu düşünüyor. İyiye gidişi öngören, öngörülebilir bu kadere razı gelen, zaten alemlere serbest geçiş kartı kazanıyor.
Serbest geçemeyenin cep telefonuna, “İşsizlik sanal bir sorundur” kısa mesajı geliyor. Mesaj ücreti, zaten işsizden yontulmuş, mesajı okuyan işsizin aydınlanarak, palavrel evrene geçmesi bekleniyor. Bu palavrel evrende “siz ileride patron olacaksınız, size ne işçilerden” diyen ve her an karşınıza çıkıp, sizin adınıza iyisini düşünenleri dinlemeniz, ayrıca, kendinizi sevmeniz, mesela bir televizyon programında aşkınızdan elektrik almanın peşine gitmeniz öneriliyor. Zaten, karnını motivasyon marifetiyle doyuran, geçimini özgüven ile sağlayan iyimserlere, yoksulluk, cinnet, kriz, ölüm teğet geçiyor.

Son olarak da, Spam Usta Haber Ajansı teğet evrenden bildiriyor:
“Buralarda “kader tek bir andır” sözü bilim dünyasında da sıkça duyulmaya başlandı. Taze ottoman ise, bilgisayar oyunlarındaki kader motoruyla, Türkçe gazlayarak, Afrika, Ortadoğu, Orta Asya semalarına yayılıyor. Padi-başlar bir kez daha göğe ermiş. Güvenlik, Asayiş gazozları ile sağlanıyor. Gökler AVM dolmuş, “For You”larda kozmik boyutlu besin destek ürünleri, otuzbirinci nesil antidepresanlar olarak satılıyor. Hapı yutanlarda kötümserlik, eleştirellik gibi bir dert kalmamış. İtiraz bertaraf olmuş. Herkes mutlu haberler, keyifli faaliyetler peşinde koştuğu için baskı ile sansür emekliye ayrılmış, bir Ege kasabasında pansiyon, pavyon, bienal işletiyor. Bu kozmik hapta gözü kalanlar, Anadolu’da demokrat kaplan bakıcısı olarak işe girmeye çalışıyor.”

ÖZGUANTUM NAKLiYAT “HASARSIZ AURO TAŞINIR”

http://www.divshare.com/image/11531430-926

red haziran 2010

http://wp.me/pPB7v-5m