Head-interpreter of disinformation documents . Spa mullah has obtained from the Palaverel Universe, and the publisher of these documents in various media. . Contempoorary arts galaxy featuring the Middle Peastern creators living both in the region & Diaspora .

kem gözlere şiş

SPAMULLAH : ÜZERiMiZDE GEZiNEN BU KEM GÖZLERE ŞiŞ 05.2010

BİR ELİNDE DAMGA, BİR ELİNDE FİŞ , ÜZERİMİZDE GEZİNEN BU KEM GÖZLERE ŞİŞ

SPAMULLAH :

BİR ELİNDE DAMGA, BİR ELİNDE FİŞ

ÜZERİMİZDE GEZİNEN BU KEM GÖZLERE ŞİŞ  _ 05.2010

Genişleyen sahalarda güvenlik, en son, en bilimsel usullerle sağlanıyor. İktidar, piyasa namına, hoştgörü ve diyalogla bizi taze taze denetliyor.

Bugünün sokağında, en basitinden, direk üstü, dükkan kenarı kameralar var; Aşayiş’in patronunun geçtiğimiz günlerde buyurduğu gibi , “bir kamera, yaklaşık elli polise bedel.” Kaçmak, kurtulmak mümkün olmuyor. Zaten, bu mümkün olmasın isteniyor. Medyaya göre de, “Bakın, suçluyu yine kamera kayıtları yakalattı.” Bugünün dünyasında, kişiye özel, tek bir numara üzerinden birbirine bağlanmış, sağlık verileri, adli siciller, vergi kayıtları, borç kuyutları var. “Kuyruklarda beklemeye son. Kapıldı bir etkinlik hezeyanına bu devlet en sonunda, daha ne olsun?” deniyor. “Zaten istenen de bu değil miydi?”

Devamı, “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim” ile geliyor, “her şey sizin için sevgili yurttaşlar; sizin güvenliğiniz, sizin hayatınızın kolaylaşması için her şeyinizi kayıt altına alacağım, her şeye bi’ bakıp çıkacağım”. Akan sular duruyor. Vaat edilen güvenlik ve refah ama herkesin canı aynı oranda değerli değil; kiminin malı çoğunun canına beş basıyor. Yine de, “namertsin; seni sevmiyorum, babanı da sevmezdim zaten” diyen çok da çıkmıyor.

Pazar eski, hamam eski, tas eski: rivayet o ki, artık kule mi olur, uydu mu olur, kamera mı olur, böyle yukarıdan tanrıcılık oynar gibi bakan varsa, insan kafasına gelecek sopayı beklemez, kendiliğinden efendi durur. Asayiş’in kartal gözü MOBESE olur, amblemdeki çift başlı kartal anlamını bulur. Bunun nesi yeni diye sormak gerekiyor.

İzleme dikizleme teknolojileri gelişiyor. Bu, tependen bakanın eline daha fazla olanak veriyor. En seçkin ortam dijital ortam, herkes kişisel bilgilerini seve seve verip, ortamlara akıyor. Devlet, “seni e-yöneteceğim, süper olacak” gazıyla, e-fişleme peşine düşüyor. Kişisel bilgiler mala dönüştü zaten, devlet eliyle toplanan bile, alınıp satılır hale geldi geliyor. Yürürken sana özel reklamlar göreceğin, kendini biricik hissedeceğin tüketim alemleri, bilimkurgu filmlerinden, hayatına akıyor. Bilgilerin üzerinden profil üzerine profil çıkartılıp, her türlü standarttan sapanlar, çok pis damgalanıyor.

 


Dev-ketli, Şir-letli fişleniyoruz. Kimin damgalı eşek muamelesi göreceğinin, kesimhaneye gönderileceğin kuralları artık daha katı bir şekilde belirleniyor. Piyasada ederi olmayan, piyasadan malı ve hizmeti almayan, üstüne üstlük bir de muhalif duran, kaba kuvvet üstü şık bahanelerle, ortadan kaldırılıveriliyor. “Cana zarar, mala zarar”ın yanına, daha çeşitli, daha bilimsel olanlar da ekleniyor. “Tipini beğenmedim”e daha somut bir zemin aranıyor. Değil mi ki düzene uyumlu akıl, sağlam ve güzel vücutlarda bulunuyor, parası neyse veriliyor, biyometrik olarak fiyakalı vücutlar yaptırılıyor. Güzel insan, potansiyel tehdit, potansiyel suçlu, potansiyel terörist zannedilmiyor.

 

Zaten biliyor ki, demokratik alemlerde, devlet onu da adam yerine koyuyor. “Aslansın, kaplansın, yaramazlık yapmazsın, güvenliğini en iyi şekilde kendin sağlarsın” diyor. Akıllı ya, kafasını gömecek ılık bir kum bulup, kabuğuna çekiliyor. Kent dönüşsün, kumu kıymetli bir araziden, kabuğu akıllı bir evden olsun istiyor. “Biyometrik ölç beni, çipi tak da seç beni” gönüllüsü olup, ormanların krallığına soyunuyor.

 

Güvenlik namına damgalama karlı bir sektör olarak karşımıza geliyor. Önce güvensizlik atılıp, ardından güvenlik satılıyor. Daha geniş yetki, daha fazla kamera, daha fazla aşayiş, silahlı zabıta, partilerin paramiliter birlikleri yetmeyince, devreye özel güvenlik şirketleri, sınır ötesi için özel ordular giriyor. Aklı olan tüketici, zaten her şeyi devletten beklemiyor. Parası neyse veriyor, güvenliğini alıyor.

 

Bu hoştgörü ve diyalog ortamında, gelecek güzel günler umut vaat ediyor. En meşru bir hak talebi dahi, yetkili ağızdan, “Türkiye’de güzel bir süreç başladı. Buna gölge düşürmek istiyorlar” diye yorumlanıyor. Bu iyimser gidişe yan bakanı, devlet, izleme dikizleme teknolojileri, damgalama sektörleri ile eliyle koymuş gibi buluyor. Kaçak noktalar giderek azalıyor. Damgalı eşeklerin çipinin kapatılıp kenara atılacağı günler kapıda bekliyor.

http://www.divshare.com/image/11254082-978

http://wp.me/pPB7v-3B

red sayı:44, mayıs 2010


Advertisements